Godot’yu Beklemeyi Bırakın

Godot’yu Beklerken, Samuel Beckett tarafından yazılmış bir tiyatro eseridir. Tiyatroda seyretme imkanınız yoksa kitabını da okuyabilirsiniz. Sanat seviyorsanız tavsiye ederim. Sevmiyorsanız tavsiye etmem, çok da eğlenceli bulmayacaksınız.

Godot'yu Beklerken

Bu uyarıyı yapma ihtiyacı duydum. Çünkü, geçen hafta İstanbul Kırmızısı filmine gittim. Salon neredeyse boştu. Aynı sinemada Recep İvedik 5 için iki seans sonrasına bile yer yoktu. Yurdum insanı eğlenmek istiyor.

İnsanların beklentileri farklı olabiliyor. İş için, hayat için, dinlenmek için,.. Maalesef ülkemizde “öteki” hakkında tahammülsüzlük var. Buraya Recep İvedik hakkında bir sürü aşağılama yazabilirdim. Bu yazdıklarımdan ötürü takdir de görürdüm. Bir sinema bileti 15 lira, sen mi veriyorsun parasını?! Kim ne seyretmek isterse seyreder.

Ben İstanbul Kırmızısı’nı seyrederken yanımda bir anne ve 2 kızı oturuyordu. Arada filmden çıktılar. Çıkarken anne söyle diyordu: “Ömrümde bu kadar sıkıcı film seyretmedim.” 🙂

İnsanların tercihlerine saygı duymak sosyal hayatın sürebilmesi için elzemdir. Ötekini aşağılayarak beraber yaşamak mümkün değil. Elbette filmi yarıda bırakıp giden kadına saygı duyarım. Ama film boyunca konuşması çok çirkindi. Bunun saygı duyulacak bir tarafı yok.

Evde, işte ve hayatın neresinde olursa olsun varlığınıza saygı göstermeyen insanlara saygı duymayın. O insanlarla ilişkilerinizi kaldırabiliyorsanız ortadan kaldırın, olmayacaksa mümkün olan en az seviyeye indirin. Yoksa mutlu olma şansınız yok.

Cuma günü yemeğe giderken bir arkadaş kendince önemli bulduğu bir şeyler anlatıyordu. Konuyu hatırlıyorum ama ayrıntıları hatırlamıyorum.  Birden “senin keyfin mi yok” dedi. “Yoo, yorgunum” falan dedim sanırım. Onu da tam hatırlamıyorum.

Yine Cuma öğleden sonra derste bir öğrenci “hocam, moraliniz mi bozuk” dedi. Niye bu soruyu sorduğumda cevabı ilginç geldi: “Sanki isteksiz anlatıyorsunuz.” Ona da yorgunluktan olabileceğini söyledim.

Ne yorgunlukmuş! 🙂

Ben de dahil pek çok kişi kendisine kafasındaki hedefe ulaşmak için ön şartlar koyuyor. Tatilde kitap okumaya başlayacağım. Bu kıyafeti kuzenimin düğününde giyeceğim. Emekli olunca sahil kasabasına taşınacağım. Uzar gider bu liste. Ne tatilde kitap okunur, ne kuzenin düğününde o kıyafet giyilir, ne de sahil kasabasına yerleşilir.

Yazımın başında bahsettiğim oyunun kahramanları Godot isimli birini ya da şeyi bekliyordu. Sürekli bekliyorlardı. Ama ne başında ne sonunda Godot gelmiyordu. O oyun beni seyrettiğimde etkilemişti, hala da etkiler.

İşiniz asla daha eğlenceli olmayacak, insanlar daha saygılı olmayacak, sevgiliniz daha düşünceli olmayacak, o kitap tatilde bitmeyecek, bulunduğunuz yere deniz gelmeyecek ve Zeki Müren’de bizi görmeyecek. Hayatınızda ne değişecekse bunu siz değiştireceksiniz. Emin olun Godot gelmeyecek!

Cevap Yaz