Atatürkçü Düşüncenin Evrensel Değeri

Atatürkçülük, gerçek içeriğiyle anlaşıldığı zaman, bu izmin, Mustafa Kemal Atatürk zamanındaki yol gösterici, bütünleştirici ve toplumu yeni hedeflere doğru seferber edici niteliklerinin, 2000’ler Türkiyesi ile birlikte tüm ezilen uluslar açısından da sürdüğü açıkça görülür. Atatürk’ün büyüklüğü tarihi yapan insanlardır anlamında değil, yüzyılımızın üçte birinde dünyanın tarihsel gelişiminin gereklerini Asya ve Afrika’nın burjuva-ulusal kurtuluş hareketinin öteki bütün önderlerinden daha iyi kavramış ve buna göre davranmış olmasındadır.

Tam bu noktada, Kemalist ideolojinin evrenselliği de ortaya çıkmaktadır.Sorun yalnız mazlum milletler sorunu değildir. Aynı zamanda tüm Batı dünyasını da ilgilendiren bir sorundur: Acaba, Mustafa Kemal Atatürk’ün Atatürkçülüğü, Batı’nın uzun yıllarda geçirdiği aşamaları Türkiye’nin kısayoldan atlamasını sağlayacak mıdır?

Bu sorun siyasal bilimler açısından da yaşamsal bir öneme sahiptir. Ülkemizde, Isparta dağlarındaki çobana cumhurbaşkanlığı yolunu açan; köy çocuklarından dünya çapında yazarlar, sanatçılar çıkmasını sağlayan eğitim sisteminin temelinde Atatürkçülük vardır.

Bugün tekrar hortladığına tanık olduğumuz bazı hastalıkları, çok daha sınırlı bütçe olanaklarına sahip bulunduğumuz Cumhuriyetin ilk yıllarında tamamen ortadan kaldırmayı mümkün kılmış olan sağlık politikaları Atatürkçülüğün eseridir. Kısacası, endüstrileşmenin ilk basamaklarında bulunan ülkemize özgü bir sosyal devlet anlayışı doğrultusundaki ilk ve önemli adımlar, Atatürkçülük sayesinde atılabilmiştir.

Kendisini hiç bir felsefe doktrini ile sınırlamayan Atatürk’ün idealist, yani ülkücü; ülkücü olduğu kadar yararcı olduğu söylenebilir. Bu neden ile, Atatürkçülüğü felsefî yönden ifade edecek en uygun terim özgürlükçü demokrasinin de temeli olan çoğulculuk olabilir.

Demokrasi, itiraz temellidir. Eleştirel akılcılığa yaslanır. Hiçbir görüş, inanç ve tutum tartışma dışı sayılamaz. Kimsenin eleştiriden ve tartışmadan vazgeçme lüksü yoktur. Çünkü eleştiri, tartışma kamu ahlakına girer, toplum yararınadır, ödevdir. Bireysel ahlakın alanına giren bir hak değildir. Haktan vazgeçilebilir, ama ödevden vazgeçilemez.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: