Milli Mücadele ve Misak-ı Milli’nin Önemi

Vatanseverlik: Kurtuluş savaşının ilk günlerinde ilk kez gözüken, Türkiye’deki Türk ulusuna dayanan topraksal bir ulus-devlet fikri, dönemin koşullarının bir anlamda ortaya çıkardığı bir zorunluluktu. Anadolu’daki milliyetçilerin temel isteklerini içine alan Misak-ı Milli’si, üzerinde tam ve bölünmez egemenliğin istendiği, “dinen, ırkan, emelen, müttehid Osmanlı İslam ekseriyetiyle meskun alanlardan söz eder. Bu ant, halen Türklerden değil, Osmanlı“Milli Mücadele ve Misak-ı Milli’nin Önemi” yazısının devamını oku

İmparatorluktan Ulusal Devlete

Osmanlı yönetici elitinin “nasıl kurtulacağız?” sorusuna yanıt ararken çalkalanıp batması ve ardından yeni devletin yaratılması çabaları yeni formüllerin ve yeni çözüm arayışlarının saptanmasına ve bunların siyasal yapı değişimlerinde uygulanmasına yöneldi. Türkiye Cumhuriyeti, bir açıdan, yeni bir formülün somut görüntüsü olarak belirdi. Gerçekten, başlangıcında tam belirgin olmazsa da ulusal kurtuluş savaşı, salt dünya savaşı çöküntüsünde ülkeyi“İmparatorluktan Ulusal Devlete” yazısının devamını oku

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Vatan ve Millet

Osmanlılarda Türkçe yerine kullanılan millet sözcüğü Arapça kökenlidir ve daha çok, dinsel topluluk, cemaat anlamı da kullanılmıştır. Bu nedenle millet, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Müslüman olmayan uyruklar, topluluklar için kullanılmıştır. Rumlar, Ermeniler, ve Yahudiler birer millet sayılmış, Müslüman kesim ise daha çok ümmet olarak adlandırılmıştır. Tanzimat döneminde, dini ve etnik kökeni ne olursa olsun bütün uyrukları“Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Vatan ve Millet” yazısının devamını oku

Osmanlı Millet Sistemi ve Bozulması

Osmanlı kimliği altı yüzyıl boyunca saray ve çevresi tarafından, fetih siyaseti ile olduğu kadar din yolu ile de dayatılmıştır. Sultanın tebaası etnik kökeni veya ne dini olursa olsun Osmanlı’ydı; öyle ki Türkler Müslüman sıfatıyla, yani ümmetin bir üyesi olarak neredeyse azınlıktayken, gayrimüslim haklar, Hıristiyanlar ve Yahudiler, Panosmanlı altında Millet statüsünden yararlanıyorlardı. Bazı dönemlerde ise Türkler“Osmanlı Millet Sistemi ve Bozulması” yazısının devamını oku

Seçme ve Seçilme Haklarının Gelişimi

Seçim, çağdaş demokratik rejimlerde yöneticilerin belirlenmesi için kullanılan başlıca yöntemdir. Tarih boyunca ortaya çıkan farklı toplum ve devlet biçimlerinde yöneticilerin seçimle belirlendiği görülmüşse de, dönüm noktası 1789 Fransız Devrimi olan ulus egemenliği anlayışının yerleşmesinden önce seçime, modern çağlarda olduğu kadar yaygın şekilde başvurulmazdı ve seçimin işlevi günümüzdekinden farklıydı. Seçimin yöneticilerin saptanmasında yaygın yöntem olarak kullanılması“Seçme ve Seçilme Haklarının Gelişimi” yazısının devamını oku

Anayasalarda Yurttaşlık Kavramı ve Gelişimi

Devletle birey arasında kurulan hukuksal bağın nitelliği ve giderek bu bağa verilen ad, devlet egemenliğinin niteliğiyle doğrudan ilgilidir. Egemenliğin ulustan kaynaklandığı demokratik cumhuriyetlerde bu bağın adı Yurttaşlık (Vatandaşlık)tır. Egemenliğin oluşmasında her yurttaşın payı vardır; her yurttaş, her oluşuma eşit biçimde katılabilir. Buna karşılık, egemenliğin bir tek kişide olduğu rejimlerde kişi, yurttaş değil uyruktur (tebaadır). Konuyla“Anayasalarda Yurttaşlık Kavramı ve Gelişimi” yazısının devamını oku

Tebaa’dan Yurttaşa

Reaya ve Köylü Arapça’da otlatılan hayvan sürüsü anlamına gelen ‘raiyyet’ten türetilen reaya sözcüğü hükümdarın hükmü ve yönetimi altında yaşayan ve korunan, vergi veren tüm Müslüman olan veya olmayan insanları simgeliyordu. Ancak reaya sözcüğü 15.yüzyıldan 19.yüzyıla doğru anlam değiştirerek ve sadece Hıristiyan tebaa için kullanılmıştır. Yönetici askerler, ‘beraya’ ve ulema ise vergiden muaftı. Gerek İslam gerekse“Tebaa’dan Yurttaşa” yazısının devamını oku

Türk Medeni Kanunu’nun Getirdikleri

Cumhuriyetin ilanından sonra Batıdan alınan yasalar arasında medeni yasa en fazla dikkate alınması gereken yasadır. Çünkü medeni yasa insanla ve toplumla doğrudan ilişkili ve istisnasız bütün bireylerin yaşamını doğrudan etkileyen bir yasadır. Medeni yasa kişinin doğumundan, ölümüne kadar özel hukuk açısından önemli olan yaşam ilişkilerini düzenleyen, toplum ve insan yaşamında çok önemli bir yasadır. Medeni“Türk Medeni Kanunu’nun Getirdikleri” yazısının devamını oku

Türk Medeni Kanunu’nun Çıkarılması

Türkiye’de laiklik karşıtlarınca eleştirilen, Türk Devrimi’nin en temel hukuksal belgelerinden biri olan 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu’nun Gerekçesi’nden yaptığımız alıntılar bu yasanın çıkarılma nedenini çok çarpıcı bir şekilde açıklamaktadır. “Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin tedvin edilmiş ve Medeni Kanun‘u yoktur. Yalnız, sözleşmelerin küçük bir kısmına değinebilen Mecelle vardır. 1851 maddedir. 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlanmış ve“Türk Medeni Kanunu’nun Çıkarılması” yazısının devamını oku

1924 Anayasası ve Özellikleri

20 Ocak 1921 tarihli Anayasa (Teşkilatı Esasiye Kanunu) olağanüstü dönemin, olağanüstü koşulları içinde çıkarılmış dinamik bir dönemin yetersiz bir anayasası idi. Daha sonra, koşullar değişmiş, Cumhuriyet ilan olunmuş, Türk devrimi ihtilal evresinden yeniden düzenleme evresine yönelmişti. Yeni Türkiye’nin yeni bir Anayasaya gereksinimi vardı. TBMM’nde çalışmalar ve görüşmeler sonucunda, 20 Nisan 1924’te 105 maddeden oluşan yeni“1924 Anayasası ve Özellikleri” yazısının devamını oku